4 Ekim 2026 · 41:19 · Türkçe Konuşuldu
Oynatıcıda Türkçe ve İngilizce altyazılar mevcuttur.
Dr. Mustafa Aydınol ve klinik koordinatörü Sibel Aydınol, gebelik veya kilo kaybı sonrası meme şekli veya hacmi değiştiğinde, kişinin kendi dokusuyla meme dikleştirme, implant ve yağ transferi arasında nasıl seçim yapılacağını tartışıyor.
Sohbet, hacim kaybı ve sarkma arasındaki farkı, meme dikleştirme yara izlerini, implant boyutunu ve doğal bir görünümün ne anlama geldiğini, gebelik ve emzirme planlarını, sütyen ve drenlerle iyileşme sürecini kapsıyor. Ayrıca meme ucu hassasiyeti, uzun süreli implant takibi, implantla ilişkili lenfoma ve meme implantı hastalığı hakkındaki yaygın soruları da yanıtlıyorlar.
Bu bölümün konuşma metni.
Merhabalar, yayınımıza hoş geldiniz. Ben Sibel Aydınol. Ben Dr. Mustafa Aydınol. Bugün meme estetiği hakkında konuşacağız. Ben daha büyük istemiyorum. Evet, bu soruyu hastalarımız söylüyorlar ama aslında daha büyük meme istiyorlar. Hep böyle oluyor değil mi? Genelde hastalarımızla ilgili meme konusunda sürekli bir anlaşmazlık yaşadığımız doğrudur. Şöyle bir durum var. Genelde hastalarımızdan daha büyük meme istemiyorum, sadece toparlansın gibi bir ifade duyuyoruz. Özellikle doğumdan ya da kilo kaybından sonra böyle bir beklenti oluşabiliyor.
Protez koymadan da biz bunu gerçekleştirebiliyor muyuz? Asıl soru burada. Tabii ki meme toparlama işlemi zaten her zaman protezi olan bir işlem değil. Ancak hastaların istekleri doğrultusunda bazı durumlarda protez gerekebiliyor. Bugün meme estetiğini biraz konuşalım. Doğumdan sonra ya da kilo kaybından sonra neler yapılabiliyor? Protez ne zaman gerekli ya da ne zaman sadece meme toparlama gerekebilir? Bunlara değinelim. Buyurun.
Pekala. Geçen bölümün sonunda memeyi konuşalım demiştik. Karında yağ mı, deri mi diye ayırmıştık. Memede nereden başlıyoruz? Hasta toparlansın istiyorum dediğinde neler yapıyoruz? Şimdi öncelikle, Hastanın bir muayenesini yapıyoruz. Kilo kaybı var mı yok mu, gebelik öyküsü bunlar zaten klasik artık fizik muayene sorularımız. Bundan sonra da hastaya soruyoruz. Beklentiniz nedir diye. Eğer istediği bir fotoğraf varsa bunu göstermesini istiyoruz. Bu doğrultuda da gelecek planlarını da göz önünde bulundurarak, yaşını da göz önünde bulundurarak kendisine bir plan sunuyoruz.
Her iki taraf da karşılıklı karar verirse o planı uyguluyoruz. “Toparlansın”, tırnak içinde söylüyorum, deyince biraz küçülmesini de istiyor ya da diğeriyle aynı büyüklükte kalsın gibi. Tabii ki aslında memelerde asimetri olabiliyor. Sağ sol fark olabiliyor. Hasta şey diyebiliyor. Şimdi toparlansın diyor ama aslında istediği şey mesela ne? Hani küçültmemi istiyor ya da büyüterek mi toparlamayı istiyor ya da dokusunu kaybetmek istemiyor büyüklüğünü. Sadece bir miktar daha yukarı almak gerekiyor. Burada hastayı düzgün anlamak gerek.
Düzgün iletişim kurmak gerek. Aslında burada hacim, konum, deri ve beklenti olmak üzere dört ayakta değerlendirmek gerekebiliyor. Kesinlikle.
Bir de boşalma ve sarkma gibi bir sorunsalımız var. İkisi aynı şey mi? Değil. Yani bir meme boşalmış olabilir ve sarkmayabilir. Ya da sarkık olabilir ve tamamen dolgun bir meme olabilir. Bu hastanın anatomisine göre değişebiliyor. İkisi aynı şeyler değil. Genelde çok kilo kaybı yaşamış hastaların memeleri hem sarkmış hem boşalmış oluyor. Gebelikten sonra, emzirme döneminden sonra bir anda memenin süt bezi üreten kısımları geri çekildiği için meme boşalmış hale gelebiliyor. Ancak onun haricinde kilo kaybına uğrayan hastaların birçoğunda bazen yeterli doku görebiliyoruz.
O kadar kilo kaybına rağmen bu yağ dokusu ve oradaki meme üreten gland dokusu dediğimiz dokunun hep bir arada olmasıyla oluyor. Ona göre muayenede karar veriyoruz ne yapacağımıza.
Meme küçükse de sarkma olabiliyor. Buna biraz değinelim. Tabii yani meme küçük diye sarkma olmayacak diye bir şey yok. Dediğim gibi burada hastanın muayenesi önemli. İşte hasta memem küçük hocam dediği vakit aslında sorun ne? Yani neden dolayı küçük? Yağ mı yok, sarkık mı? İçi mi tamamen boş? Sorun ne? Cilt mi sarkmış? Esnek mi? Kalitesi mi kötü? Hepsine bakmamız gerek. Meme başının yerine bakıp karar vermeye çalışanlar da olabiliyor. O tek başına yeterli bir metot mu? Yeni yapılan çalışmalarda şöyle. Meme başının yerinin çok bir anlam ifade etmediği görülmüş.
Kesin olarak değil de onu bir ana nokta olarak almamak gerek. Çünkü yapılan çalışmalarda memesi büyük olan insanların ya da... Memesi sarkanların doğal meme başı noktasında normale göre daha düşük ya da farklı olabildiği görülmüş. Ve hastalara sorulduğu vakit hastalar bunu gayet estetik ve doğal bulmuşlar. Dediğim gibi burada hastanın beklentisini anlamamız lazım. Hasta eğer doğal bir görünüm istiyorsa meme başının pozisyonundan ziyade memenin dokusunun nereye konumlandırıldığı önemli. Bir de sütyen meselesi var. Sütyenle istediği görüntü oluyor.
Çünkü push-up sütyenler var. Sütyen yukarı doğru itiyor. Ortadaki dolgunluk oluşuyor ama hasta çıkarınca olmuyor. Zaten protezde hastaların genel olarak istedikleri şey şu oluyor. Hocam ben üst dolgunluk istiyorum. Memem üstü dolsun diye. Orada özellikle hastalara bunu çok açıklamak gerekiyor. Çünkü protez evet üstü doldurabilir ama asıl memenin güzel görünmesi gereken durum sütyen varken değil, hasta çıplakken. Çünkü kendisine aynada baktığı vakit hastanın güzel görünmesi lazım. Zaten bikini ya da sütyenle birçok kişi zaten güzel görünüyor yeteri kadar.
Estetik görünüm burada devreye giriyor. Tabii ki aynı öyle. Peki buradaki ana mesajımız ne oluyor? Küçük meme de sarkabilir. Önemli olan hacim. Hacim kaybı ve sarkma ayrı ayrı değerlendirilen durumlar.
Peki kendi dokusuyla toparlamak kısmına gelelim. Büyüklüğünden memnun ama sütyensizken de daha toplu dursun istiyor. Kendi dokusuyla neler yapabiliyoruz? Burada hastanın normalde şimdi meme küçültme istese atacağımız bir dokusu var. Bu zaten çizimde biz hastaya anlatıyoruz. Ama hasta diyor ki ben küçülmesini istemiyorum. Yani memesi büyük de olabilir. Ben çocukluğumdan beri büyük bir memem vardı. Bunun gitmesini istemiyorum diyor. Bu durumda biz o meme dokusunu uygun şekilde tekrar memenin kendi cildinin altında şekillendirerek memeye kazandırıyoruz.
Bu şekilde de sanki içeride bir protez varmış gibi oldukça yuvarlak ve güzel bir şekil alıyor. Tabii ki her hasta uygun değil ama uygun olan hastalarda çok güzel sonuç veriyor. En azından hastanın içerisinde bir protez olmuyor. Yabancı bir maddenin olmamasının vermiş olduğu bir rahatlıktan bahsediyoruz Tamamen doğal bir sonuçtan bahsediyoruz. Bu da bir ameliyat tercihi. Uygun hastada neden olmasın? Doğal isteyen hastalar için tercih edilen bir koşul. Peki buna bazen kendi dokusundan protez de denilebiliyor. O ifade protez takılmış gibi bir dolgunluk beklentisi yaratabilir.
Yani bir kısmında gerçekten en az protez kadar bir hacim kazandırabiliyor. Ama gerçekçi olmak lazım. O dokunun ağırlığı tabii ki de bir misal 400 cc protez gibi olamaz. Ama uygun şekillendirildiği vakit en azından memenin alt kısmında gerçekten bir protez varmış gibi. Bazen üst kısmına da uzanabiliyor. Protez varmış gibi bir görünüm veriyor. Ama o normal klasik silikon protezlerde üst kısmı için söylediğimiz dolgunluğun sağlanması pek mümkün değil bu yöntemde. Ama yandan bakıldığı vakit özellikle bu yöntemde çok güzel bir geçişler sağlanabiliyor. Ameliyattan önce her şeyi açık açık konuşup değerlendiriyorsunuz.
Bir de toparlanırken çok küçülür mü diye bir soru işareti var. Memeyi toparlıyorsam ben, yani benim en azından kendi tekniğimde öyle, hastaya diyorum: Yani çok çok az bir miktar küçülme olacak. O da görünen kısmından değil koltuk altına yakın olan kısımdan işte yaklaşık olarak konuşuyorum, 30 cc, 50 cc, 30 gram, 50 gram gibi bir şey. Hani belli belirsiz. Zaten hasta da onu hiç fark etmiyor. Çünkü o zaten memenin içerisinde değil daha çok koltuk altına uzanan kısımda. O nedenle. Toparlama için konuşuyorum. Meme küçülmüyor.
Peki başlığımız protez ne zaman gerekiyor? Doku azsa protezi konuşmaya başlıyoruz. Belirgin sarkma yoksa sadece protez yeterli olabilir mi? Yani şöyle aslında protez hasta istemese mesela hiçbir zaman gerekli olan bir şey değil. Tamamen hastanın isteğine göre belirlenen bir şey. Burada bence protez için asıl hani. belirleyici unsur hastanın dokusunun ve yağının olmamasına karşı büyük bir meme elde etme isteği. Burada önemli. Eğer hasta memesi küçükse o zaman burada ve sarkık değilse tabii ki o zaman çözüm protez. Özellikle üst boşluğu doldurmak. Tabii ki üst boşluğu aynen öyle.
Peki iz istemeyen bir hastada biraz büyük protez koysak o boşluğu doldursa diye düşünebiliyor. Burada neler yapıyoruz? Şimdi iz istemiyor denilen hasta şöyle. İzi nerede saklayacağımız önemli. Bazı hastalar, memesi hafif sarkık olmasına rağmen kurtarır mı diye bize soruyorlar. Bu tarz durumlarda gerçekten de sadece meme başının etrafından minik bir kesi yapılarak bazen izi en azından orada saklayarak böyle bir şey mümkün. Ama çok sarkıksa zaten hastaya bunu anlatıp düzgün bir dikleştirme yapmasak mutsuz olacağınızı söylüyoruz hastaya.
Hasta da tamam diyor yani anlıyor. Ama iz istemiyorsa böyle bir teknik var ama koltuk altından konulabilir. Ama yine tabii memenin uygun olması lazım. Çok sarkık olan memede yani dikleştirme olmadan protezi yerleştirmek orta vadede hastaya mutsuzluk veren bir durum. O zaman iz konusunda da neyi kabul edip etmeyeceğimizi mutlaka başından konuşmak lazım. Ama meme başından ya da memenin altından, meme katlantısından protezi yerleştirdiğimizde yani izi çok güzel kontrol edebiliyoruz. Altta özellikle mesela büyük de atsak izi dikişlerle küçültüp 2,5-3 santime kadar indirebiliyoruz.
Zaman içerisinde çok güzel iyileşiyor. Belli bile olmuyor. Belirli belirsiz gibi bir şey. Tabii ki yani lazer biliyorsunuz silikon krem tedavileriyle bunlar çok rahatlıkla yönetilebiliyor.
Dikleştirme ve protezle birlikte hem toparlamak hem de dolgunluk eklemek gerekiyorsa ikisini aynı ameliyatta yapabiliyor muyuz? Dikleştirmeyle tabii ki şöyle mesela diyelim ki dikleştirdik. Ve hastada diyor ki. Mesela mastopeksi protez diyoruz. Daha büyük, daha dolgun meme istiyorum. Hem de memem sarkık olsun istemiyorum diyor. Zaten bu plastik cerrahinin en belalı ameliyatlarından bir tanesi. Çünkü aynı anda birbirine ters iki işlem yapıyorsunuz. Hem küçültüyorsunuz hem büyütüyorsunuz. Birazcık böyle birbirine tersmiş gibi duruyor.
Burada da mesela çeşitli teknikler var. Özellikle meme protezi sarkmasın diye içeriye bunu durdurucu bir ağ, hamak gibi bir doku konuluyor. Ya da kendi dokusunu bu şekilde kullanabiliyoruz. Ben şahsen bu tarz dikleştirme ameliyatlarında son zamanlarda hastanın kendi dokusunu protezin üstüne örterek ekstra bir hacim kazandırmayı tercih ettim. Sonuçlar en azından şimdilik çok düzgün. Hastalar çok memnun. Ve oldukça da güvenli. Ama diyelim ki hastaya bu da yetmiyorsa o zaman da liposuction ile aldığımız yağları memenin belirli bölgelerine koyabiliriz.
Ki zaten sağ sol meme arasında mutlaka bir fark oluyor. Bu yağlar da zaten kullanılıyor. Yani zaten kullanılıyor yani. Koyabiliyoruz. Eşitlemek, simetriyi yakalamak için. Eşitlemek ya da orta hattı doldurup belirginleştirmek için konulabilir.
Peki hangi durumda iki ayrı ameliyat düşünüyoruz? Yani ben hastanın memesi gerçekten çok küçük değilse, tek seanslı düşünüyorum ameliyatları. Ancak hastanın bazen beklentisi şöyle oluyor. Geliyor mesela memesi çok küçük. Hocam ben işte atıyorum 550 cc, 600 cc istiyorum. Yani tek seferde bunun olma ihtimal zaten yok. Hastaya şunu anlatıyorum. Yani şimdi sizin memenize bir protezi takarız. Maksimum artık ne olacaksa, aradan 6 ay, bir yıl geçer. Sonra gelirsiniz, biz daha büyüğünü yerleştiririz. Bu şekilde daha sağlıklı bir sonuç elde edersiniz diye.
Orada vücut bir cep oluşturuyor ve kapsülü... Evet, bu zaman dilim içerisinde protez kendisine bir yer edilmiş oluyor. Cilt bir miktar adapte olmuş oluyor. Ve daha büyük bir protez, daha rahatlıkla giriyor. Ama tek seferde bunu yapsak, hastanın dolaşımında cilt iyileşmesine sıkıntı olabileceği için yapmıyoruz.
Protez eklerken hastanın kendi meme dokusuna neler oluyor? Buna da bakalım. Hastanın aslında şöyle, kendi meme dokusu, çok detaylara girmeden söyleyeyim kabaca, inceliyor. Eğer yağ dokusu normalde, diyelim ki 4 santim, atıyorum tamam, şu anda farazi konuşuyorum. 4 santim yağ dokusu, 1-1,5 sene içerisinde mesela 3 santime iniyor, sonraki senelerde de mesela 2,5 santime kadar, 2 santime kadar düşebiliyor. Hastanın ilerleyen yıllarda bunu çıkartmak isterse, memesi sönmüş balon gibi oluyor.
Peki, başka bir başlık, yağ enjeksiyonu. Sıkça karşılaştığımız durumlardan bir tanesi, gerekli de olabiliyor. Tabii ki. Yağ enjeksiyonu bir seçenek mi ya da ne zaman seçenek? Yağ enjeksiyonu şöyle, hasta çok doğal bir görünüm istiyor. Kesinlikle protezden yana değil, dikleştirme yapılacak kadar da sarkık değil. Ama memem büyüsün istiyor. Bu durumda tek seçenek yağ enjeksiyonu. Şöyle bir durum yani, protez istemeyen hastalar için yağ enjeksiyonu bir seçenek, biraz dolgunluk eklemek için de bir seçenek olabilir. Tabii bunun kendine has bir takım limitleri var.
Bunu anlamak lazım. Bir protez gibi bir kere şekli sabit olmadığı için kalıcı olarak sürekli üst bölgeye bir hacim kazandıramaz. Ama memeyi genel olarak hacim kazandırmak için evet mantıklı bir yöntem. Ama burada da yağın nasıl alındığı önemli. Normal liposuction’da yapar gibi aldığımız yağ o şekilde konulduğu vakit yaşama oranı daha az. O yüzden eğer memeye yağ enjeksiyonu yapılacaksa bunları daha nazikçe almak lazım. Bu tarz durumlarda biz de bunu olabildiği kadar nazikçe alıp memeye koyuyoruz. Ama tabii burada da şöyle 400-500 cc değil, yani bir popo büyütme ameliyatı gibi değil.
Daha çok 200-250 cc civarı bir hacim oluyor. Ve tabii ki de sarkan memeyi dikleştirmiyor. Tam da soru o aslında. Sarkma da varsa yağ doldurunca toparlanır mı? Yok, bunu hastalara zaten söylüyoruz. Hastalarda zaten aslında anlattığınız vakit hastalarda bir noktadan sonra hastalarda evet ya bu mantıklıymış, anladım ben şimdi diyorlar. Kısacası yağ enjeksiyonu sarkmış olan memeyi toparlamıyor. Sadece hacim kazandırır. Şöyle bir soru, kendi yağı kullanıldığı için daha rahat yaklaşabiliyor hasta. Yani bunun doğallığından kaynaklanıyor.
Elbette. Hem de aynı zamanda diğer bir avantajı da kilo verme, hatta şekillendirme olmuş oluyor. Yine de? Liposuction bir kilo verme ameliyatı değil ama, hani düşünsenize mesela vücudunuzdan yağ alınıyor aynı seansta. Bunu kullanıyoruz başka bir yerde. Başka yerde de kullanıyoruz. Yani aslında çok hani kulağa mantıklı geliyor. Neden olmasın? Hani protezdense.
Ama tabii bunun bir miktar kısıtlamaları var. Bir yandan da riskleri var. Yani burada hangi riskleri anlatmak gerekiyor hastalarımıza? Burada şöyle, yani hastanın yaş ilerideyse buradaki yağ hücreleri ölebilecekleri için bir takım bir kistler oluşabiliyor. Bunlar mamogramda, hani kanserli hücrelerle karıştırılabilir. Bu tarz bir ameliyat yapılacaksa hastanın da memesi kistik yapıdaysa ameliyattan önce bir kontrol mamogramı çektirmesi yerinde olacaktır diye ben düşünüyorum. En azından ameliyat öncesi ve sonrasını karşılaştırabileceğimiz bir şey olur.
Referans alınabilecek bir durum. Bu sayede hastalar en azından kafaları daha rahat bir şekilde hayatlarına devam ederler.
Yine çok sıkça sorulan sorulardan biri izler. Az önce izlerden bahsettik. Dikleştirme düşünen biri nerede iz kalacağını merak ediyor. Herkeste aynı kesiyi mi yapıyoruz yoksa farklı mı? Yani şöyle, bir kere dikleştirme için memenin ne kadar sarkmış olduğunu anlamamız lazım. Dikleştirmenin sağlıklı olabilmesi için, düzgün olabilmesi için izden kaçındığınız vakit sonuç genelde istenilenden daha kötü oluyor. Bu da hastaya bir memnuniyetsizlik olarak geri dönüyor. Yani ben bugüne kadar şekil olarak konuşuyorum. Sonucu güzel olup izden şikayet eden hiç kimseyi görmedim.
Öyle söyleyeyim. Yani kadınlar izi sonuç düzgün olduğu vakit dert etmiyorlar. O nedenle burada izi hani düzgün yerleştirmekten daha ziyade olabildiği kadar düzgün dikiş atarak hani izi düzgün yönetmek lazım. Gerisini zaten hasta sonuç düzgün olduğu vakit çok fazla önemsemiyor. Burada da eğer meme az sarkıksa meme başının etrafında. Eğer meme çok sarkıksa, çapa dediğimiz dikişle, yani meme başının etrafında, dik ve meme katlantısına gelecek şekilde ters T izi yapılıyor. Diğer bir teknikte tabii koltuk altından girerek yapılan yöntemde sadece meme başının altında 5-6 santimlik bir iz kalıyor.
O zaman burayı şöyle okuyabilir miyiz? En kısa iz her zaman en iyi seçenek olmayabiliyor. Zaten evet öyle kesinlikle hastalar şey diyor. Hocam ben çok uzun bir kesi istemiyorum. Korkuyorum. İşte kötü görünüş vesaire diye. Ama öncesi sonrası fotoğrafları gösterdiğimizde, zaten hepiniz bulabilirsiniz internette var. Hastaların birçoğu buna zaten okey diyor, tamam diyor. Psikolojik olarak da zaten kendilerini hazırladıkları bir süre olduğu için bence iz konusu çok sorun olmaktan çıkıyor.
Hasta yine de daha kısa ve daha az görünür bir iz istiyorsa neler yapıyorsun? Yani valla ben bir şey yapmamaya çalışıyorum mümkün mertebe. Çünkü öyle olduğu vakitte hasta 6 ay sonra memnun olmayan bir şekilde dönüyor. Yani her türlü büyük sıkıntı. En azından sonuç düzgün olsun ki ben sonrasında iz nasıl olsa bir şekilde hallederim diye düşünüyorum. Lazerle olsun, tedaviyle olsun bir şekilde o iz mutlaka yönetilir. Ama kötü sonuç hastanın da psikolojisini bozduğu için bence üzerinde düşünülmesi gerek, hastayla oturup konuşulması gerek diye düşünüyorum bu iz konusunun.
Eğer izle gerçekten takıntılıysa evet yani bir şeyler yapılabilir ama genelde öncelikle sonuç. Bence de önce sonuç. Yani bu işte çalışırken benim de kendi deneyimlerim o yönde. Meme çok düzgünse, çok güzelse. Genelde zaten revizyonlar için geliyorlar sürekli bize. Mesela dünyanın dört bir tarafında ameliyat olmuş. Beşinci revizyon, altıncı revizyon. Yani iz var. Hiç kimse iz kötü diye gelmiyor. Şekli kötü diye geliyor. Ya da meme küçük, biraz daha büyütmek istiyorum diye geliyor.
Peki. Burada şimdi kaç cc ve nasıl bir dolgunluk kısmına geldik? Protez seçimine dönersek. En nefret ettiğim konu bu gerçekten. Hiç sevmiyorum. Şimdi şu kişiye şu kadar CC konmuş. Ben de onu istiyorum. Çok nefret ediyorum bu sorudan gerçekten. Sıkça karşılaşıyoruz. Böyle bir soru bence çok yanlış. Çünkü her insan, her kişi, her meme farklı, her göğüs kafesi farklı. Ben şahsen ameliyat esnasında birkaç farklı model deneyerek aslında en sonuca, o sonuca ulaşıyorum. İstediğim sonuca ulaşıyorum. Hastanın orta hattına düzgün oturuyor mu?
Meme tabanına düzgün oturuyor mu? Cildin esnekliği, o istediğim proteze izin veriyor mu? Ya da hastanın istediğine izin veriyor mu? Bunlara bakmak lazım. Ben hastalara şey diyorum. Siz benim kararsız kaldığım an daha büyük protez kullanmamı mı istersiniz? Daha küçük protez mi istersiniz? Asıl soru bu. Bence öyle. Hasta da orada şey diyor. Ben olabildiği kadar büyük istiyorum, diyor. Ya da küçük istiyor. Ne kadar küçük olabilirse o kadar küçük olsun diyor. Buna göre. Zaten çizim de ona göre oluyor. Planlama da buna göre oluyor.
Ama dediğim gibi yani burada hani benim işte arkadaşım var. Ben gördüm, konuştum. İşte 350 cc ben de ondan istiyorum. Ama yani... Aynı protez, iki kişi de aynı durmuyor. Durmuyor ve yani mesela atıyorum birinin boyu işte atıyorum 185. Diğerinin boyu 160, 150. Göğüs kafesleri küçük. Yani zaten. Aslında orada yarattığı etkiyi edinmek istiyor. Evet aynı öyle yani. Ama işte bunu farklı protezlerle elde edebildiğimiz için de sonuçlar ve cc ’ler tabii ki farklı oluyor.
Peki doğal dursun demek de tek başına yetmiyor galiba. Bu doğal dursun kelimesi zaten herkeste farklı. Doğal ne? Zaten memesi doğal olarak hasta bize geliyor. Göreceli bir doğallıktan bahsediyor. Mesela hastaya bunu soruyorsunuz. Zaten bununla ilgili hep plastik cerrahi kongrelerinde tartışılıyor. Doğal görünüm. Hasta soruyorlar mesela doğal görünüm ne? İşte hasta çıplak bir model gösteriyor, bikineli bir vücut geliştirme modelini gösteriyor. Hiç doğal değil ama hastanın kafasının doğal dediği görünüm o. Burada mutlaka hastanın doğal dediği görünüm anlamak için hastadan fotoğraf görmek lazım diye düşünüyorum.
Fotoğraf getirmesi de bu konuda bize yardımcı. Bir avantaj. Çünkü yani şöyle, ya da en azından şunu sorabiliriz hastaya: Siz ne istemiyorsunuz? Mesela ne istediğini bilmiyor olabilir ama ne istemediğini hasta Biliyor. Mesela “Ben kesinlikle böyle olmasını istemiyorum.” O çok büyük bir yardımcı.
Peki başlığımız gebelik planı ve emzirme. Nasıl bir sonuç istediğini konuştuk. Bir de zamanlama var. Bu da önemli. Yani ameliyat olmak istiyor ama çocuk sahibi olmayı da düşünüyor. Beklemesi gerekir mi? Yani eğer memesi hayatını, psikolojisini, cinsel hayatını kötü etkilemiyorsa kesinlikle beklemeli. Gebelikten sonra olmalı diye düşünüyorum. Hem çocuğun emzirme açısından, sağlık açısından hem de maddi açıdan. Çünkü gebelikten sonra sonuç mutlaka tekrar bozulacak. Bir daha ameliyat olması gerekir. Ben hastaları düşünüyorum.
Emzirme konusunda da. Ama burada net bir söz beklentisi var her zaman. Ameliyattan sonra emzirebilir miyim? Ya bu konuda ben kendi adıma hiçbir şekilde garanti veremem. Garanti veren de meslektaşım olduğunu pek düşünmüyorum. Genelde meme ameliyatlarından sonra emzirme mutlaka etkilenir olumsuz yönde. Tabii ki de emzirebilen hastalarımız mevcut. Ancak bu herkes için geçerli değil. Meme dokusunun dağılımı, meme bezlerinin dağılımı yeteri kadar ise olabilir. Ancak hastaların çoğunluğunda, %95’inde meme dikleştirme ameliyatlarından sonra emzirme zaten mümkün değil.
Ama meme büyütme ameliyatlarında etkilenmiyor. O da ayrı bir konu. Ama mümkün mertebe korumak için elimizden gelen teknikleri uyguluyoruz. Zaten meme büyütme ameliyatlarında evet zaten koruyoruz. Yerleştirdiğiniz plan gereği süt bezlerine hiç dokunulmadığı için sıkıntı olmuyor. Ama gebelik öncesinde onu da yapmak mantıklı değil. Yani eğer hasta, daha doğrusu şöyle, kısa dönem sonra hamile kalacaksa, iki ay sonra kalacaksa, mantıklı değil ama 3 sene, 10 sene sonra kalacaksa tabii ki onda. Zaten gebelik ve emzirme başlı başına bir deformasyon sebebi yeniden ameliyat olması gerekebilir.
Peki yeni başlığımız kilo kaybından sonra ne zaman? Kilonun oturması dedik. Çok önemli. Belirli bir kiloya ulaştığımızda. Kilo vermeye devam edenlerde de aynı şekilde beklemek gerekiyor mu? Yoksa önce zayıflama ilacı kullanıp da. Buna ilerlemek mi? Yok zaten cevabı siz de verdiniz. Kilo verilsin stabil olsun, hasta öyle gelsin. O ilacı kullanıp kilo vermeye devam ederken yapılacak olan işlemden mutsuzluk doğabilir, sorun çıkabilir. Çünkü deri sarktığı vakit o derinin elastikiyeti sonucu mutlaka olumsuz yönde etkileyecektir.
Bence hastanın kilo verdikten sonra en az 6 ay tercihen, sabit bir kiloda kalmış olması sonucun kalıcılığı açısından çok önemli.
Peki, kullandığı ilaçları da bu görüşme esnasında bize söylemesi gerekiyor. hastanın. Biz de ona göre sağlıklı bir plan oluşturuyoruz. Zaten hastalar gelmeden soruyoruz defalarca bir kere de değil. Gelince zaten burada anestezi doktoru da soruyor, üstüne biz tekrar soruyoruz, hemşireler soruyor. Hepsini biliyoruz. Eğer kullandığı kritik bir ilaç varsa, bize söylerse hasta, zaten orada yurt dışından geliyorsa ya da başka bir merkezden, bu ilacı reçet eden hekimle görüşmesini söylüyoruz. Onun haricinde zaten genel olarak biz ilaçlara ne yapacağını hastalara bilgi veriyoruz.
Yeni fark ettiği bir kitle varsa ya da bir akıntısı varsa ne yapması gerekiyor? Önce meme muayenesi ve sağlık diyoruz. Genel cerrahına hemen gidip bunu göstermesinde fayda var. Yani her zaman kötü bir şey olmayabilir ama tedbiri elden bırakmamak lazım. Hele de üstüne bir meme cerrahisi planlanıyorsa öncesinde olumsuz bir durumun bilinmesi hem doktorun hem de hastanın lehinedir. Ya da bir görüntüleme mutlaka. Tabii aynı öyle ama ona karar verecek olan kişi genel cerrahi olacağı için en doğrusunu da zaten uzman hekimler bilir. Bu doğrultuda adım atılması doğru olacaktır.
En çok rastladığımız ve kafaları kurcalayan soru günlük hayata dönüş. Hazırlık tamam, ameliyatı planladık. Evde nasıl bir düzen kurmak gerekiyor? Öncelikle küçük çocuğu olanlar için soruyorum. Nasıl ilerlemelidir? Yani bence mümkün mertebe ağır yük kaldırmaktan en az 3 hafta kaçınmak lazım. Hatta 4 haftaya kadar da uzayabilir. Şimdi kişiden kişiye tabii fark ediyor. Bunlar çok göreceli rakamlar. Burada hastanın ağrısının geçmiş olması ve memenin tamamıyla iyileşmiş olması kriter diye düşünüyorum. Hasta ufak ağırlıklarla kaldırmayı mesela deneyebilir.
Eğer ağrımıyorsa ağırlığı arttırabilir. Ama genel olarak 3 hafta 4 hafta. Mümkün mertebe koruması şart. Bu hem simetrik iyileşmesi için hem de özellikle kasın altına yerleştirilen protez hastalarında kasın ödemlenmesini azaltmak için şart.
Sütyen, dren, masaj. Bunlarla ilgili de çok farklı şeyler konuşuluyor. Biz neler öneriyoruz? Ben özellikle dren takıyorum. Niye? Çünkü protezler yabancı madde. Ve bunları biz ameliyat esnasında antibakteriyel solüsyonlarla yıkıyoruz. İçeride ister istemez az bir miktar sıvı kalıyor. Şimdi ben tabii çok revizyon yaptığım için görüyorum. Hasta mesela 10 sene, 15 sene önce taktırmış. Dren takılmamış ama. Memenin içerisinde durduğu cebi kesince içeride mesela sıvı akıyor. Çok yüklü miktarda. O sıvı hastayla birlikte 10 sene, 15 sene işte ne kadar uzun süre kalmışsa orada.
Bunun kalmasını istemediğim için, bunları da gördüğüm için artık dren mutlaka takıyorum. Şimdi dren çıkartıyoruz. Ve pansuman zaten hasta kontrolü geldiği vakit ben değiştiriyorum. Hastaya da anlatıyorum. Eğer burada yakında ikamet ediyorsa tekrar tekrar çağırıyorum. Sütyeni de takabildiği kadar uzun süre takmasını, özellikle gece vakti mutlaka söylüyorum. Gece niçin önemli? Çünkü uyurken vücudumuzu kontrol edemiyoruz. Sağa sola dönebiliriz. Bir tarafta daha uzun süre yatabiliriz. En azından sütyen mümkün mertebe memenin düzgünleşmesini sağlıyor. Koruyor bir yerde. Koruyor. Ağrı açısından da büyük bir avantaj oluyor. Bunu yapmak lazım.
İki hafta sonra aynaya bakıp, “Ay bu böyle mi kalacak?” diyen hastalarımız var. Böyle düşünmek için erken o zaman, sütyen ve o süreci yaşamak. Tabii ki de iki hafta özellikle kas altı için konuşuyorum. Çünkü kas gerçekten ödemleniyor. Hatta böyle orada sanki bir kitle varmış gibi de duruyor. Hastalara diyoruz: Yani bu inecek, merak etmeyin. Ki iniyor. Zaten kendisi de görüyor. Çok bir süre değil aslında. Yani iki hafta gibi bir süre içerisinde iki üç hafta gibi bir süre içerisinde neredeyse meme çok doğal, güzel bir görünüme kavuşmaya başlıyor.
Bu ameliyattan sonra erken dönemdeki çok şiddetli bir ağrınız yoksa da hani yoluna gitmeyen bir durum söz konusu değilse korkmayın. Öyle söyleyebilirim. Kafalarda çok büyük soru işareti uyandıran bir başka konu his.
His değişikliği, his kaybı. Burada dikkat edilecek belirtiler neler? Evet. Evet. Şeklin oturması zaman alıyor. Meme başındaki his için de aynı şey söylenebilir mi? Ya burada şöyle his için hastanın yapabileceği çok fazla bir şey yok. His yani cerrahiyle alakalı bir durum. Ameliyat yapılırken meme başının hissini korumak için azami özen gösteriyoruz. Zaten üç aşağı beş yukarıda çıktığı yeri biliyoruz. Meme başına o hissi alan sinirin. O sebeple bunu koruduğumuz vakit meme başının hissi başta gitmiş ya da azalmış olsa bile sonradan geri dönüyor.
Ama tabii ki de mesela memenin o kısmına dokunulmak gerekiyordur. Bir işlem yapılması gerekiyordur. Eğer oradaki sinire dokunulursa bazı durumlarda hiç dönmeyebilir. Özellikle büyük memelerde sıkıntı olma ihtimali daha yüksek. Bir de protez çok yüksek yerleştirildiği vakit protezin tabii ki o sinire hani teması baskısından ötürü bazen bu uyuşmalar çok uzun süre devam edebiliyor ya da kalıcı hale gelebiliyor, his kaybı.
Evdeyken ne olursa kontrol günüm gelsin diye beklememeliyiz? Aslında hastalarımızın sıkça sorduğu soru kontrol gününü beklemek ya da kontrol gününden önce gelmek. Şöyle, akıntı varsa, geçmeyen ya da artan bir ağrı varsa, elinize dokunduğunuz vakit anormal bir şişlik hissediyorsanız ya da aniden başlayan ve hızlı devam eden artan bir şişlik varsa, yani yolunda gitmediğini zaten anlıyorsunuz. Tek tek böyle sıralamaya gerek yok. Hemen doktorunuzla irtibata geçip hastaneye ya da doktorunuzun kliniğine gitmeniz gerekmektedir.
Bu durumlar önemli, atlamayalım. Peki, yani şişlik bekliyoruz. Bunlar normal ama yeni ve akut başlayan bir şey de mutlaka... Evet, onlar tehlikeli kanama olabilir mesela en basitinden. Hızla artan bir şişlik. Hemen müdahale lazım. Yani hemen derken böyle dakikalar içerisinde değil ama beklemek çok mantıklı değil. Sonrasında iyileşme açısından, uzun vade açısından olumsuz durumlar oluşturan şeyler bunlar.
Protez varsa yıllar sonra ne olur? Bu da sıkça karşılaştığımız bir soru. Şimdi sevdiğim bir hoca zamanında şöyle demişti. Yani protezi yaparken hastanın cebine her zaman bir ikinci bilet koyuyorsunuz diye. Gerçekten de doğru. Hatta ikinci değil bazen üçüncü bileti bile koyduğunuz oluyor. Çünkü o protez yerinde kalıyor. Evet ama meme dokusu. Sonuçta bir canlı ve oynayan bir doku yer çekimine tepki veriyor. Şöyle soru var. Düşüyor. Protez takılmışsa yıllar sonra... mutlaka değişmesi gerekiyor mu? Mesela hep böyle bir 10 yıl ve 15 yıl meselesi var.
Bu tabii bizim dilimizde pelesenk olmuş bir şey. 10 yıl, 15 yıl. Aslında 20 yıl, 25 yıl kaldığı da oluyor. Ben öyle protezleri çıkarttım kendim de. Ama bu demek değildir ki bu sağlıklı bir durum. Burada hastanın durumunun meme dokusuna bakmak lazım. MR çekildiyse protezin durumu ne, ona bakmak lazım. Mesela protez patlamışsa. Beklemenin manası yok. Hemen gelmek lazım. Çünkü bazen protez patlayabiliyor ya da ters dönmüş olabiliyor. Ama buna çok dayanıklı ürünler gerçekten de. Hastanın eğer bir sorunu yoksa gerçekten de 10 -15 yıl çok rahatlıkla beklenebilir.
Ama tabii ki meme dokusu sarkacağı için değişiklik gerekecektir diye düşünüyorum ben. Bazı hastalarımız da çok sağlıklı kullanıyorlar. Mesela görüntü aynıysa ağrısı da yoksa yine de kontrol gerekebiliyor mu? Yani şöyle eğer hastanın belirli dönemlerde ağrı... Ağrıları oluyorsa genelde hasta bize ulaşıyor biliyorsun. İşte hocam dokundum ağrı oldu hiçbir şey yok bir anda oldu diye. O tarz durumlarda ufak bir ağrı kesici almak işe yarıyor. Ve genelde de geçiyor. Bu tarz durumlarda gelmelerine gerek yok. Ama dediğim gibi, ağrı artar, geçmez.
Ağrının karakteri önemli. Kötüyse tabii ki de o zaman gelmelerine fayda var. Geçmeyen, süre gelen bir ağrıysa yine. Görüntüleme belki de, belki de bir genel cerrahi muayenesi gerekiyor. Protez olmasa da dikleştirme sonrasında zamanla şekil değişebiliyor mu? Evet tabii ki de elbette. Bunu neye bağlıyoruz? Doku yer çekimine karşılık veriyor. Yani cevap veriyor ve sarkıyor. Başta meme başını uygun pozisyona alıyorsunuz. Aradaki mesafeyi kısa tutuyorsunuz. Ama hasta kalktığı için ve meme de aşağı doğru sarkmaya eğilimli olduğu için zaman içerisinde mutlaka bir miktar sarkık hale geliyor.
Değinmemiz gereken yine başka bir konu. Protez ve lenfoma konusu. Takiple bağlantılı olarak şu lenfoma konusunu bir işleyelim istiyorum. Protez araştırırken karşılarına çıkıyor. İnternette de çok fazla bilgi var. Bir de geri çağrılan ürünleri okuyorlar. Burada neyi bilmek gerekiyor? Ne zaman endişelenmek gerekiyor? Mevcut protezlerde bu lenfoma görülme olasılığı çok çok çok çok düşük. Artık modern protezlerde neredeyse yok denilecek kadar düşük. Ama tabii ki de böyle bir risk var. O yüzden zaten hastaların normal meme kontrolüne gidiyor olmaları lazım.
Bu geri çağrılan ürünler de şimdi marka vermek istemiyorum ama başka bir hani zaten internette var her tarafta bulabilirsiniz. Bunlar geri çağrıldı. Bunları kullanan insanların zaten bilgileri var. Siz de internette görebilirsiniz. Bunlar varsa bir an önce değiştirmeniz gerekmektedir. Ama güncel mevcut kullandığımız protezlerde bu risk çok düşük. Uygun yapıldığı takdirde de genelde çok çok nadir görünüyor. Ameliyat güvenliği, protezin kalitesi, bunlar etki ediyor. Evet zaten eskiden lenfomaya yol açan protezler makrotekstür dediğimiz şekilde yüzey karakteristiği olan ürünlerdi.
Şimdi mikrotekstür ve hatta SilkSmooth, çok düzgün ya da böyle gözle, elle dokunulduğunda neredeyse düzgün gibi ama mikroskopik seviyede bakıldığı vakit pürtüklü protezler. Dokuyu tutsun diye. Evet yani ama bunlarda lenfoma görünme olasılığı çok daha düşük. Zaten bunun. Hastalık geliştirme şeylerine bakıldığı vakit orada bu pürtüklerin arasına saklanmış olan toz partiküllerinin ya da bakterilerin ya da virüslerin, yabancı cisimlerin yol açtığı ortaya çıkartılmış. Yani belirlenmişti. Bu nedenle yeni protezler oldukça güvende diyebilirim.
İnternetteki risk oranlarına bakarken hangi protezden söz edildiğine bakmak da gerekiyor. Seçici olmak ve daha bilinçli olmak adına. Peki kendisinde. Bu protezden varsa mutlaka çıkarttırması gerekiyor mu? Bu bahsettiğimiz protezden. Aynen öyle. O zaman.
Ve bunun bir de rahatsızlık boyutu var. Breast implant illness diye bir şikayet söz konusu. Bu breast implant illness dediğimiz olay gerçekten şirret bir olay. Hani böyle genel olarak kadın “Başım ağrıyor, halsizim, unutkanım”, gibi gibi yani böyle hiçbir şeyle düzgün uymayan ama neredeyse her rahatsızlıkta görülebilen belirtiler bunlar. Mesela bir yerim ağrıyor. Uykusuzsanız, yorgunum. Yorgunluk, eklem ağrısı. Eklem ağrısı gibi. Ama bunlar çok uzun süre devam ediyorsa, hastanın yaşamını etkiliyorsa, meme protezi de varsa düşünmek lazım gerçekten bunu.
Tehlike çanları o zaman çalıyor. Evet. Zaten internette bence her kadın bu ameliyatı yaptırmadan önce araştırıyordur. Bunu yaşayan binlerce kadın var. Herkesi etkilemiyor tabii ki. Yani birazcık genetik yatkınlık, protezin türü, ameliyatın türü gibi şeyler etkiliyor. Yaşam şekli de etkili diye düşünüyorum. Ama böyle bir şey var. Dikkatli olmakta fayda var. O zaman şey var mı? Protezim çıkarsa geçer mi? Protez çıkarsa geçiyor. Kesin cevap verebiliyor muyuz? Kesin cevap protez çıkarsa evet tabii yani adı üzerinde. Breast implant illness. İmplant olmasa illness de olmaz yani. Bu kadar. Peki.
Üç örnek üzerinden düşüneceğiz. Epey şey konuştuk aslında. Bir sürü de bilgiye ulaştık. Şimdi en baştaki soruya geri dönecek olursak, Protez gerekiyor mu? Gerçek hasta hikayesi değil. Birkaç örnek üzerinden gitmek gerekirse. Kilosu oturmuş. Kendi dokusu yeterli. Büyüklüğünden memnun ama sarkmadan rahatsız hastalar. Neler yapıyoruz? Ben bu hastaya protez önermem. Kendi dokusuyla güzel bir şekil alabileceğini söylerim. Hasta eğer ben protez istiyorum demiyorsa bence proteze gerek yok. Muayene bizim için önemli bir kriter taşıyor.
Ve hastanın beklentisi. Hastanın beklentisi. Doku azalmış ama belirgin sarkma yoksa. Daha dolgun istiyorsa neler yapıyoruz? Burada iki seçenek var. Ya protez ya yağ enjeksiyonu. Yine hastanın beklentisi önemli. Hasta doğallıktan yanaysa, yabancı bir cisim istemiyorsa zaten yağ enjeksiyonundan başka bir opsiyonu yok. Ancak ben mutlaka protez istiyorum. memem, dekoltem düzgün görünsün istiyorum diyorsa o zaman tabii ki de bu protez. Peki bu kişilerden birisi hala kilo veriyorsa. Diğeri de yakın zamanda gebelik düşünüyorsa.
Yine zamanlamayı yeniden planlamak gerekiyor. Tabii ki de zaten konuştuk. Eğer kısa bir vakit içerisinde gebelik düşünüyorsa bence mantıklı değil. Hastanın beklentisi bu yöndedir. Hasta bunu biliyordur. Tabii ki de o zaman yine yapılabilir. Çünkü bu da ana karar verici olan kişi. Benim için hasta. Ama kilo veren hasta için yapmak bence tıbben ve etik olarak doğru değil. Çünkü o mutlaka birkaç ay sonra sarkacak. Zaten hastaya da bunu söylediğimiz vakit hastada otomatik olarak genellikle doktoruyla iş birliği yapar bu ameliyatı Erteler diye düşünüyorum.
Hızlı sorulara geçelim o zaman. Tamam geçelim. Her sarkan memeye protez gerekir mi? Her sarkan memeye protez hayır gerekmez. Küçük meme de sarkar mı? Tabii ki de. Protez koymak her sarkmayı düzeltir mi? Hayır. Kendi yağı kullanılıyorsa hiç risk yok mu? Risk var. Öyle bir risksiz ameliyat yok. Dikleştirme izleri tamamen geçer mi? Hiçbir iz tamamen geçmez. Dikleştirme izleri de bunlara tabi. Ameliyattan sonra emzirme garanti mi? Hayır değil. Aynı cc protez herkeste aynı görünür mü? Hayır imkansız. Protez takıldıktan sonra kontrolü bırakabilir miyiz?
Hayır kontrolü bırakmıyoruz. Ben bırakmıyorum ama bırakmayın, kontrol önemli. Peki samimiyetle soruyorum. Herkese önerebileceğin belirli bir yöntem var mı? Hayır. Herkese önerebileceğim belirli bir yöntem yok. Her hasta farklı. Her ameliyat farklı.
Muayeneye gelirken. Muayenemize gelecek biri için en önemli sorulardan biri neyi mutlaka sorması? Bence neyi mutlaka sorması değil ama neyi istemiyor yani neyi istemediğini bilmesini ben çok önemli buluyorum. Özellikle meme ameliyatında. Çünkü herkes cep telefonunu böyle kaydırıp hocam ben bu bikini fotoğrafı istiyorum diyebiliyor. Ama siz neyi istemiyorsunuz? Dediğim vakit mesela buna cevap verebilecek hasta sayısı çok az oluyor. O yüzden bence olumsuz kısmını düşünmek lazım. Şu olursa çok mutsuz olurum dediği zaman otomatik olarak neyi yapmayacağınızı biliyorsunuz. Geriye zaten az seçenek kalıyor.
Peki o zaman meme dikleştirme, protez ya da yağ enjeksiyonuyla ilgili merak ettiklerinizi bize yazabilirsiniz. Biz yine yeni bölümlerde de kanalımızda bunları konuşuyor olacağız. Lütfen kanalımıza abone olun. Bu bilgilerden hep beraber yararlanalım diyoruz. Aynen öyle aynı zamanda internet sitemizde de meme ameliyatları ve diğer bütün ameliyatlarla ilgili birçok bilgiye ulaşabilirsiniz. Kanalımıza abone olun bizi takip edin. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere iyi günler diliyorum. Sağlıklı günler hoşça kalın. Hoşça kalın.
Önceki bölüm: Liposuction mı Karın Germe mi?
Sibel Aydınol
Hasta Koordinatörü
Sibel Aydınol
Hangi işlemi düşündüğünüzü belirtin ve birkaç fotoğraf gönderin. Cerrahi ekip aynı gün içinde onları değerlendirir.
Ekibimizden doğru kişinin size yanıt verebilmesi için.
Lütfen en az bir işlem ve ülkenizi seçin, kutuyu işaretleyin.
WhatsApp'a devam et